|
VIP kapatılsın, devlet büyükleri vatandaşın çektiği çileyi yaşasın
Çarşamba, 17. Mart 2010, 11:19
İstanbul Havalimanı hakkında gelen yoğun şikayetler, hava yolcu taşımacılığında salt rakamlarla büyümenin ne kadar yetersiz olduğunu en açık şekilde gösteriyor.
İstanbul Atatürk Havalimanı (IHL), 2009 yılı içinde hızlı bir büyüme göstererek, 30 milyon yolcuya hizmet verdi. Bunu bir ‘başarı öyküsü’ gibi lanse eden basın, siyasetçiler ve liman yetkilileri, hizmette de büyümenin, en azından aynı standardı devam ettirmenin ne kadar önemli olduğunu anlamamış görünüyorlar.
IHL, süslü dolaplarında bulundurduğu ödülleri, verdiği hizmete değil, sergilediği rakamlara göre aldığı kesin gibi. Uçakların trafik emniyeti, teröre karşı alınan emniyet önlemleri ve teknik yeterliliğe söyleyeceğimiz bir söz yok. Ama unutulmamalı ki, o uçakların çoğunda ‘İNSAN’ taşınıyor. Yolcuların, yani insanların memnuniyetini kim sağlıyor? Hangi denetim mekanizması var? Üstelik verilen hizmet bedava değil, yüksek standartlarda ücret karşılığı veriliyor bu hizmetler.
Bu sabah IHL’de nerdeyse her gün olduğu gibi, yine tatsız olaylar yaşandı. Tourexpi muhabirimizin şahit olduğu olayda, sayısız yolcu isyan etme noktasına geldi. Libya’ya uçacak olan yolcular, sadece pasaport kontrolünde nerdeyse 1,5 saatlik bir kuyrukla karşılaştılar. Birçok gişede görevli olmaması, yolcuları ayrıca çıldırma noktasına getirdi.
“Diğer gişeler neden görev yapmıyor?” sorusuna, “Ben ne yapabilirim, personel eksikliği vardır” diye cevap veren tek memur, ‘memur görüşünü’ yansıttı. Elbette kuyruklar ve şikayetler sadece bu olaydan ibaret değil, yani bu yaşananlar münferit veya istisnai bir olay değil, alışılagelmiş bir düzen. Tek istisna, herkese nasip olmayan VIP yolcularıydı.
Libya uçağı için bekleyenlerden biri de, deneyimli turizmci Hüseyin Baraner idi. Baraner, olayla ilgili şunları söyledi: “Siyasilere ve devlet büyüklerine hizmet eden VIP uygulamasını, 1 ay boyunca askıya almak gerekir. VIP yolcuları bu 1 ay içinde ‘normal’ yolcuların ve turistlerin yaşadıklarını yaşasınlar. Nerede ne kadar bekleniliyor, hangi hizmet için ne kadar ödeniyor, bir kahve veya sandviç kaç para, kaç tane güler yüzlü personel çalışıyor, görmeli ve yaşamalılar”
Baraner, havalimanlarında hizmette ciddiyetle kalite kontrolü yapılmadığı sürece, sadece rakamlarla büyümenin, bir balonun şişmesine benzeyeceğini hatırlattı.
Daha önce Ankara’dan İstanbul’a uçan muhabirimiz ise şunları söyledi: “İstanbul Atatürk Havaalanı’na inebilmek için yoğun trafikten dolayı, 40 dakika havada beklemekle geçirdik. Ardından 20 dakika da alanda dolanıp, bir de 10 dakika kadar otobüs seyahati eklendi. 15 dakika da bagaj bekleme süresi eklenerek, 45 dakikalık uçuşta, toplam 85 dakika alan nedenli rötarla İstanbul’a indik. Yani 45 dakikalık yurtiçi uçuşunda, ayrıca 85 dakikalık bekleme süresi vardı.”
Deneyimli turizmci ve Tourexpi turizm muhabiri Mehmet Perçin, sözlerine şöyle devam etti: “Ankara’daki bekleme süreleriyle birlikte, resmen gecikme olmamasına rağmen, Ankara – İstanbul arasındaki seyahatim 3 saate yakın sürdü. Biletteki uçuş süresine tekrar baktım: 40 dakika. Güldüm ağlanacak halimize.”
Perçin, “Tourexpi’ye IHL ile ilgili nerdeyse her gün onlarca okuyucu mektubu geliyor. Son zamanlarda İHL hakkındaki yolcu şikayetleri önemli oranda arttı. Bir şeyler yapılmalı” dedi.
Uyarı!
Bu sitede yer alan tüm içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca tescil ve koruma altındadır. Kısmen dahi olsa; basılı şekilde ya da internet üzerinde, izinsiz çoğaltılıp kopyalanamaz, alıntı yapılıp, kullanılamaz.
|